Kıbrıs Barış Harekatının 45. yıl dönümü

Harekatta hayatını kaybeden 498 Türk askeri bugün törenlerle anılıyor. Askeri müdahale sonucunda Kuzey Lefkoşa dahil olmak üzere adanın yüzde 37'si Türk kontrolüne geçti.

20 Temmuz 1974'te gerçekleşen Kıbrıs Barış Harekatı'nın 45. yıl dönümü...

Harekatta hayatını kaybeden 498 Türk askeri bugün törenlerle anılıyor. Askeri müdahale sonucunda Kuzey Lefkoşa dahil olmak üzere adanın yüzde 37'si Türk kontrolüne geçti.

Rumlar bu harekata 'Kıbrıs Türk İstilası' adını verdiler ve o tarihten bu yana da kurulan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni (KKTC) tanımadıkları gibi Türkiye'yi de işgalci olarak nitelendirdiler. Bu durum Birleşmiş Milletler (BM) ve Avrupa Bİrliği (AB) tarafından da bu şekilde kabul görüyor. Bu sebeple Türkiye bugün KKTC'yi tanıyan tek ülke konumunda ve AB ile müzakerelerinde ilerleme sağlanamıyor.

Harekat sürecine nasıl gelindi?

Mesele Osmanlı İmparatorluğu'nun İstanbul'u Ruslara vermemek için İngilizler ile 1878'de yaptığı ada pazarlığına kadar gidiyor ancak adadaki gerilime odaklandığımızda görülüyor ki 'Enosis' yani adayı Yunanistan'ın bir parçası yapma fikri Rumların birinci dünya savaşından itibaren ulaşmak istediği bir hedef.

İngilizler Kıbrıs'ı Yunanistan'a teklif etti
Birinci dünya savaşı sırasında Rumlar, İngiliz Yüksek Komiserliği'ne mektuplar yazarak adadaki Müslümanların güvenliğinin İngiltere güvencesi altında kalması koşulu ile adanın Yunanistan'a verilmesini talep etti. İngilizler de Yunanistan'ın kendi saflarında savaşa katılmaları koşuluyla 1915'te Kıbrıs'ı Yunanistan'a verme teklifini sundu ancak Yunanistan savaşa girmek istemediği için bunu o dönem kabul etmedi ve teklif hükümsüz kaldı.

İki yıl sonra savaşın bitimine az bir zaman kala Almanya'nın kaybedeceğini gören Yunanistan savaşa girdiklerini ilan ederek İngiltere'ye yaptığı teklifi hatırlattı ve Kıbrıs'ı istedi.

Lozan'da Kıbrıs'ın durumu
O yıl İngilizler bu teklifin hatırlatılacağını öngördüğü için bir adım atarak adada ikamet edenlerin isterlerse İngiliz vatandaşı olabilmeleri için iki yıl süre tanıdı. Savaş sırasında Türklerden birçoğu zaten Anadolu'ya göç etmişti. Savaş sonrasında da İngiltere'nin sunduğu şartlar altında İngiliz vatandaşı olmak istemeyenler de göç edince Lozan Antlaşması'nda ada için pek bir umut kalmadı ve İngiltere tarafından zamanında ilhak edilmiş olan Kıbrıs'ın işgali, Lozan'ın 16, 20 ve 21. maddeleri sayesinde yasal statüye kavuştu.

Lozan imzalandıktan sonra Kıbrıs'ta kalan Türklere yine iki yıl boyunca Türk vatandaşı olarak Türkiye'ye göç etme hakkı verildi fakat bunu yapmayanlar da otomatik olarak İngiliz vatandaşlığına geçirildi.

Yine bu tarihler arasında (1923 - 1925) bir kez daha Kıbrıs'tan Türkiye'ye yoğun bir göç yaşandı ve bu göç 1939'a kadar sürdü. Adadaki Türk nüfusunda ciddi azalma oldu.

İki toplum arasında güven bunalımı
Adadaki Türk varlığı sayısal olarak iyice azaldığı sıralarda Rumların ilk ayaklanmaları (1931) başladı. İngilizler ayaklanmalarda yer alanlardan bazılarını adadan sürdü ve bunlar arasında Girne Psikoposu Makarios da vardı. Takip eden tüm ayaklanma ve eylemlerde Rum Ortodoks Klisesi ve Yunanistan adadaki Rumlara el altından destek vermeye devam etti.

Rum ayaklanmaları nedeniyle, adada kalan Türklerin oluşturduğu Milli Cephe Partisi'nin siyasi etkinlikleri de İngilizler tarafından yasaklanmıştı ancak faaliyetlerine gizli şekilde devam etti. İkinci Dünya Savaşı sırasında ise baskılar yükseldi ve her iki toplumun faaliyetleri de yer altına indi ve radikalleşti. Her iki taraf da diğerinin gizli işlere devam ettiğini düşündüğünden güven bunalımı arttı.

EOKA'ya karşı TMT
1950'lere gelindiğinde Türkiye NATO'ya girmek için Batı ile iyi geçiniyordu. Bu dönemde Kıbrıs meselesi Türk siyasi gündeminde alt sıralara geriledi. Bu durum adada Enosis isteyenleri daha çok motive etti ve nitekim Yunanistan da NATO'ya girer girmez ada ile birleşmek için bastırmaya başladı.

İngiltere'nin hiçbir zaman buna yanaşmayacağını anlayan Yunanistan konuyu 1954'te BM'ye taşıdı. BM ilk başta konuyu gündeme almayı kabul etmedi ve ABD, Yunanistan'a meseleyi çözmesi için NATO platformunu işaret etti. Konunun NATO'da çözülmeyeceği görülünce 1955 yılı itibarı ile gerilla taktikleri baş gösterdi. Anadolu'nun işgalinde görev yapmış olan Kıbrıs doğumlu Teğmen Georgios Grivas tarafından 'Kıbrıslı Savaşçıların Milli Mücadele Örgütü' (EOKA) kuruldu. 1955 yılında ilk eylemler gerçekleştirilerek adadaki Türklere saldırılar yapıldı.

Saldırılar sonrasında adadaki Türkler 1957 yılnda 'Türk Mukavemet Teşkilatı'nı (TMT) kurdu. Bu örgütün başında da Rauf Denktaş yer aldı. EOKA Yunanistan'ın bilgisi, izni ve isteği ile kurulduğu gibi TMT de Türkiye'nin bilgisi ve izni dahilinde kuruldu ve Türkiye'den çok sayıda eğitimli asker, silah ve mühimmat gizli şekilde örgüte sağlandı.

Her iki örgütün de eylemleri 1974 harekatına kadar devam etti ve her iki tarafta da çok sayıda insan hayatını kaybetti. Bu örgütlerin faaliyetleri Kıbrıs Barış Harekatı neticesinde son buldu. TMT ise 1976'da Kıbrıs Türk Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı'na dönüştrüldü.

Harekat nasıl oldu?
1960'lardan harekata kadar geçen süre içinde uluslararası raporlar, planlar, toplumlararası görüşmeler, Türk ve Yunan liderler arasında ikili buluşmalar, BM içerisinde yapılan denemeler, adada karşılıklı saldırılar, sürekli birbirinin önerilerini reddeden taraflar ve bir dolu girişim ile hiçbir yere varılamadan 1974 yılına kadar gelindi.

Bu sırada Rum tarafında, Yunanistan'daki cuntacı albayların desteğini alarak Makarios'a darbe yapan Nikos Sampson bulunuyordu. Kıbrıs Türk tarafında ise CHP-MSP koalisyonunun desteğini gören ve 1971 yılında oluşturulmuş olan 'Otonom Kıbrıs Türk Yönetimi' vardı. Bu yönetim bir yandan toplumlararası görüşmelere katılıyor bir yandan da 1960 Anlaşmaları ile çizilen çerçeve içerisinde kendi kendini yönetmeye devam ediyordu.

KIBRIS BARIŞ HAREKÂTI NEDENLERİ
Kıbrıs Barış Harekatı'na zemin hazırlayan olayların başlama tarihi olarak 1959 yılı gösterilir. Türkiye, İngiltere ve Yunanistan tarafından 1959 yılında imzalanan Londra ve Zürih anlaşmalarıyla bu ülkelerin garantörlüğünde Rum ve Türk halklarının eşitliğine dayalı Kıbrıs Cumhuriyeti kurulmuştu. Rumlara ait silahlı gruplar tarafından 1963 yılı itibarıyla yapılan saldırıların ardından Kıbrıs Türkleri, ülke yönetiminden baskı ve zulümle uzaklaştırıldı. Adayı Yunanistan'a bağlama hedefine erişmek isteyen Rumlar tarafından yürütülen saldırılar ve ambargolar 1963-1974 yıllarında giderek artmıştı.

DARBE YAPILINCA MGK ACİL TOPLANDI
Kıbrıs Cumhurbaşkanı Yardımcısı Dr. Fazıl Küçük ile beraberindeki heyet ve Başbakan İsmet İnönü başkanlığındaki Türkiye heyeti arasındaki resmî görüşmeler Ankara'da gerçekleşti. EOKA-B liderlerinden Nikos Sampson, Yunanistan'da iktidarda yer alan cuntadan da destekle yaptığı darbeyle 15 Temmuz 1974 yılında Kıbrıs Cumhurbaşkanı Makarios'u devirdi. Adadaki darbe haberi Ankara'ya varınca Millî Güvenlik Kurulu acilen toplandı.

TÜRKİYE’NİN KIBRIS’A MÜDAHALE TEKLİFİ KABUL EDİLMEDİ
Dönemin Başbakan’ı Bülent Ecevit’in, toplantının ardından TSK’ye Kıbrıs'a müdahale ihtimaline karşı hazırlık yapılması yönünde talimat verdiği ortaya çıktı. Dünya kamuoyunun Kıbrıs'taki askerî yönetime tepkileri de Türkiye'nin lehine bir ortam oluşturmuştu. Türkiye, adaya ortak müdahalede bulunulması adına garantör devletlerden İngiltere ile görüşüp, oraya müdahale durumunu önerdi. Ancak Ecevit’in teklifi İngiltere Başbakanı tarafından kabul edilmedi.
 
CUMHURBAŞKANI KORUTÜRK MECLİS’İ OLAĞANÜSTÜ TOPLANTIYA ÇAĞIRDI
Bu esnada, Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk, Meclis’i olağanüstü toplantıya çağırdı. 18 Temmuz'da Başbakan Ecevit, Londra'da ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Joseph Sisco ile görüşme gerçekleştirdi. Bunun hârici Kıbrıs'ta, "Yeşil Hat"ta hava gerginleşti. Meclis, olağanüstü toplantıda, Kıbrıs'ta darbenin ardından ortaya çıkan durumu görüştü. 19 Temmuz'da Sisco, Atina'dan Ankara'ya giriş yaptı. Sisco'nun Atina nezdindeki girişimlerinden netice alınamayacağı anlaşıldı.

HAREKÂTIN PAROLASI: AYŞE TATİLE ÇIKSIN
Aynı gün Deniz Kuvvetleri Komutanlığınca bir filo, çıkarma gemileriyle Akdeniz'e doğru yola çıktı. Kıbrıs Barış Harekâtı, Türk Silahlı Kuvvetlerine bağlı birliklerin Lefkoşa-Hamitköy-Gönyeli ve Pınarbaşı bölgelerine hava indirme, Yavuz Plajı'na denizden çıkarma yapmasıyla 20 Temmuz'da başlamış oldu. Harekâtın parolası da ‘Ayşe tatile çıksın’ oldu. Ayşe, Cenevre konferansına katılan dönemin Dışişleri Bakanı Turan Güneş'in kızıydı…

‘KIBRIS’A BARIŞ GETİRMEK İÇİN ADAYA GİDİYORUZ’
Başbakan Ecevit, harekatın başladığını, "İnsanlığa ve barışa büyük bir hizmette bulunmuş olacağımıza inanıyoruz. Öyle umarım ki kuvvetlerimize ateş açılmaz ve kanlı bir çatışmaya yol açılmaz. Biz aslında savaş için değil barış için ve yalnız Türklere değil Rumlara da barış getirmek için adaya gidiyoruz." sözleriyle duyurdu.

HAREKÂT NASIL GERÇEKLEŞTİ?
Türk uçakları 21 Temmuz sabahı, Rum mevzilerine karşı harekete geçti. 4'üncü Paraşüt Taburu ile birleşen Kıbrıs Türk Kuvvetleri, Lefkoşa Havalimanı ile Kaymaklı bölgesine taarruza başladı. 2'nci ve 3'üncü komando taburları Zeytinli istikametinde ilerledi. Kocatepe muhribi de haberleşme ve koordinasyon eksikliğinden ötürü Türk uçaklarınca batırıldı. Harekâtın ikinci günü, 3'üncü Paraşüt Taburu'nun taarruzu sonucu Deliktepe düştü. Girne'ye ulaşan Türk birlikleri Lefkoşa'ya doğru hareket etti. Bu vesileyle de Lefkoşa-Girne hattı birleştirilmiş oldu. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin çağrısının ardından Türkiye, 22 Temmuz saat 17.00'den itibaren harekata son verdi.

TÜRKİYE İLE YUNANİSTAN ARASINDA ATEŞKES ANLAŞMASI
ABD ve İngiltere dışişleri bakanlıklarının yetkilileri aracılığıyla Türkiye ile Yunanistan arasında ateşkes anlaşmasına varıldı. Yapılan harekatla Lefkoşa-Girne karayolunun denetim altına alınmasıyla Lefkoşa'nın Türk kesiminin denizle bağlantısı sağlandı. Bunun dışında kalan başta Magosa olmak üzere diğer yerleşim bölgelerinde ise Türklerin güvenliği tam olarak sağlanamadı.

TÜRKİYE’NİN BİRÇOK İLİNDE SIKIYÖNETİM İLAN EDİLDİ
Bu arada harekatın başlamasıyla İstanbul, Ankara, Tekirdağ, Kırklareli, Edirne, Çanakkale, Balıkesir, Manisa, İzmir, Aydın, Muğla, Adana, İçel ve Hatay'da sıkıyönetim ilan edildi. 20 Ağustos'tan itibaren bu illere Antalya da eklendi. Yunan cuntasının işbaşına getirdiği Nikos Sampson, 22 Temmuz'da cumhurbaşkanlığından istifa etti. Harekatta 3 gün içinde 57 şehit verildi, 184 asker yaralandı.

KIBRIS BARIŞ GÖRÜŞMELERİ BAŞADI
Yunanistan'da sivil yönetimin iş başına gelmesinin ardından 25 Temmuz 1974'te Kıbrıs barış görüşmeleri Cenevre'de başladı. Türkiye, Yunanistan'a Kıbrıs'ta federasyon sistemini önerirken TSK da 26 Temmuz'da Girne'nin 5 Mil Plajı'na asker ve malzeme yardımı için çıkarma yaptı. Türk birliklerinin Kıbrıs'ta yerleşim alanları genişlerken 30 Temmuz'da Cenevre'deki görüşmeler sona erdi. Taraflar ateşkesin sürmesini istemesine rağmen 6 Ağustos'ta takviyeli Rum birlikleri, Girne'nin batı kesiminde saldırı başlattı. Saldırıyı püskürten Türk birlikleri, Rumların ateşkese uymaması sonucu Lapta'yı ele geçirdi.

ADADA YENİ ANAYASA İHTİYACI
Taraflar barış koşullarını tekrar görüşmek üzere Cenevre'de ikinci defa bir araya geldi. Görüşmelere Kıbrıs Türk Halkı Lideri Rauf Denktaş ile Kıbrıs Rum Halkı Lideri Glafkos Klerides katıldı. Kıbrıs Türklerini temsil eden heyet, adanın yeni bir anayasaya ihtiyacı olduğunu, iki kesimli bir federasyon kurularak Türk tarafına yüzde 34 toprak bırakılması gerektiğini belirtti. Rumların ve Yunanistan'ın buna yanaşmaması üzerine 8-13 Ağustos tarihlerindeki konferans sona erdi.

14 AĞUSTOS’TA İKİNCİ HAREKÂT
Takvimler 14 Ağustos'u gösterdiğinde Kıbrıs'ta ikinci harekat başladı. Harekatın amacını ise doğuda Magosa ve batıda Lefke'ye kadar olan bölgelerin, Rum işgalinden kurtarılması oluşturuyordu. Türk birlikleri 15 Ağustos'ta Magosa'ya girdi. Batıda ise Lefke yönünde Mitri alındı. Harekatın son günü olan 16 Ağustos'ta Lefke ve Omorfo alındı, Lefkoşa bombalandı. Sonrasında ilan edilen ateşkes 6 saat sürdü. Rumların açtığı ateşe, Türk birlikleri karşılık verdi.

KATLİAMLAR ORTAYA ÇIKTI
Magosa'ya 15 kilometre uzaklıktaki Türklere ait Atlılar Köyü'nde Rumlar tarafından yapılan katliam ortaya çıkarıldı. Bir çukura gömülü 57 Türk'ün cesedi bulundu. 22 Ağustos'ta Yeşil Hat üzerinde esir değişimi yapılırken 29 Ağustos'ta Yeşilırmak Köyü tamamen Türklerin kontrolüne geçti. 1 Eylül'de ise Magosa'ya bağlı Muratağa ve Sandallar köylerinde 88 kişinin yakılarak çukura gömüldüğü anlaşıldı. 16 Eylül'den itibaren Rum ve Türk tutsakların değişimi işlemlerine başlandı.

KIBRIS TÜRK FEDERE DEVLETİ KURULDU
Harekatın başarıyla sonuçlanması sonrasında, 13 Şubat 1975'te Kıbrıs Türk Federe Devleti kuruldu, devlet başkanlığına Rauf Denktaş getirildi. 15 Kasım 1983'te ise Mecliste alınan kararla Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti kuruldu. 

Yorum ya da sorularınız için: bilgi@bilgipesinde.com


Yorum yazabilmeniz için Üye olmanız gerekmektedir. Üye Girişi yapmak için tıklayınız.

ANA SAYFA

E-Ticaret Sitelerimiz

Haber Sitelerimiz

Kültür Sitelerimiz